Perşembe, Temmuz 3 - dikkat ölüm var |
| Hayatımda hiç yaşamadığım bir olaydı ne olduğunu anlayamıyordum. Üzerimde bir örtü vardı. Ve etrafımda insanlar hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Ne olduğunu hala anlamış değildim. Neden üzerimde örtü
vardı ve neler oluyordu. Ellerimi oynatamıyor kımıldayamıyordum. Allah;ım neler oluyordu, bana neler olmuştu. Ayağa kalkmak istiyordum ama kalkamıyordum. Anne neredesin, sesini duyuyorum ama seni göremiyorum. Neden ağlıyorsun anne... Yanıma gel üzerimdeki örtüyü al. Ben alamıyorum anne... Bir ara bir el üzerimdeki örtüyü aldı. Bu babamdı ve gözleri
ağlamaktan şişmişti. Neden ağladın baba... Ben neredeyim. Neden konuşamıyorum. Annemde orda, annem yıkılmıştı sanki. Ağlıyordu hem de
hıçkıra hıçkıra. Ağlama anne! Aman Allah;ım! Eyvah!! Ben ölmüştüm. Evet ben ölmüştüm
ve bu etrafımdaki insanlar benim cesedimin üzerinde ağlıyorlardı. Ağlama anne! Ağlama baba!! Allah;ım! Bana yardım et, bana dayanma gücü
ver. Annem üzerime yattı ve ağlamaya devam etti. Bir yandan da;
Oğlum, yavrum neden bizi bıraktın, diyordu. Anne! Anne! ağlama anne. Ya babam. Heybetli babam,
evimizin direği babam. Ağlama baba! ne olursunuz ağlamayın. Kardeşlerim, komşularımız tamamı ağlıyorlardı. Anne seni son bir defa öpmek, koklamak, sarılmak isterdim ama şimdi olmuyor anne. Annem!! Annem!! Sonra üzerimi tekrar örttüler. Beni bir tabuta koydular.
Evimizden son kez çıkıyordum. Hem de dönmemek üzere Anne!! Ne olur beni bırakma Anne!! gitmek istemiyorum ... Annneeeeeeeeeeee Yağmur yağıyor tabutumun üstüne. damlaları duyuyorum.
Beni camiye götürüyorlardı son kez. Hayatta gitmediğim camiye son kez götürülüyordum. Allah;ım götürmeyin. Ne yüzle gideceğim!! Hayatta gitmek istemediğim camiye götürmeyin beni..... Ve imamın er kişi niyetine deyişi... Hakkınızı helal ediyor musunuz? Evet sesleri neye karşı.. . Hepsine de hakkım geçmişti. Ben kul olamadım kardeş olamadım, Allah huzuruna nasıl varırım...... Ve evet..... Allah;ım heyhaaaaat!!!!! Heyhaaaaat!!!!!
Beni son ziyaretgahıma götürüyorlar. Evet kabristana!
Allah;ım götürmeyin. Ne olur götürmeyin bu naçiz bedeni. Beni tabuttan çıkardılar, kefenime babam sarıldı, annem uzaktan seyrediyordu. Ağlamaktan gözyaşları kurumuştu. Anne! beni alsana yanına anne.....beni bırakmasana anne.....
anneciğim canım annem..... gitme beni bırakma anne... Babam sarıldı kefenime gözyaşları içinde. Beni 2 metre
derinlikteki mezara indirdi. Öptü kefenimi, sarıldı sarıldı, oğlum dedi kulağıma..... Babaaaaaaaaaaammm!!!!
Gitme, beni bırakma. Sonra çıktı ağlayarak. Üzerime taşlar
dizdiler. Toprak döktüler. Yalnız başıma kalıyordum Tek başıma, kimsesiz. Anne! Neredesin anne..... Dualar edildi, tevhidim çekildi. En son
babamla annem terk etti beni. Annem arkasını dönüp dönüp bakıyordu. Anneeee gitmeeeeeeeeeee!!!!.......... Anneeeeeeeeeeeeeeeeeeee canım Annem bırakma beni, karanlık, çamur, küflü bir yerdeyim kimse yok. O anda başımda İki kişi belirdi. Kimsiniz, ne
istiyorsunuz................ MEN RABBUKE VE MA DİNUKE!!!!! Ne diyecektim, ne cevap verecektim. Allah;ım bana bir fırsat daha verin. Lütfen bir fırsat daha. Ama geçti diyorlardı. Geçti, kaybettin, senin yerin belirlendi, dünyada iken Allah;ı tanımadın... Bize geldin heyhaaaaat!!!!!! Bir ara bedenimde bir elin gezindiğini hissettim. Bu bizim aile
doktorumuzdu. Çok şükür evlat kurtuldun,ölümden döndün; diyordu. Ne Ölümden dönmesi doktor bey. Ben Öldüm de dirildim. Çok şükür Rabb;ime bana bir fırsat daha verdi.
|
| • 7 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Salı, Nisan 8 - dua |

HAYIRLI DUA Hazreti Muhammed ahlakı, Hazreti Süleyman saadeti, Hazreti Eyyubun sabrı, Hazreti Yusufun güzelliği, Hazreti Hamzanın cesareti, Hazreti Ömerin adaleti, Hazreti Alinin bilgisi ve 124 bin peygamberin duası sizinle olsun. |
| • 5 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Pazartesi, Şubat 25 - DELİNİN VELİYE TAVSİYESİ |
|
DELİNİN VELİYE TAVSİYESİ
Bayezid-i Bestamî hazretleri. Büyük velilerden. Bir gün tımarhanenin önünden geçiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor: -Ne yapıyorsun? Hizmetçi: -Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum. -Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin? -Hastalığını söyle. -Benim hastalığım günah hastalığı... Çok günah işliyorum.. -Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilâç hazırlıyorum.. Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî hazretlerine: -Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi. Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak: -Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi. Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti: -Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır... Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir... Akşam-sabah bol miktarda ye... O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi. Bu güzel ilâcı öğrenen Bayezid hazretleri: -Hey gidi dünya hey! Demek, seni de deli diye buraya getirmişler, deyip oradan ayrıldı. Bu ilâç, halen günah hastası olanlara tavsiye olunmaya değer bir ilâçtır. Yani bu formülün hükmü hâlâ devam etmektedir.
|
| • 5 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Perşembe, Ocak 10 - HIZIR (as) ile hz.MUSA |
Birgün Hızır (as) ile Hz. Musa yolda giderken Hızır (as) Hz. Musa'ya: -Artık seninle burada ayrılıyoruz.Çünkü sen benim yaptıklarıma dayanamazsın.demiş.Hz. Musa ise hayır ben seninle gelmek istiyorum.Söz veriyorum yaptıkların hakkında sana hiçbirşey sormayacağım.demiş.Böylelikle yola çıkmışlar.Biraz gittikten sonra karşılarına bir gemi çıkmış.Bu gemi yoksullara aitmiş.Hızır (as) bu gemide bir delik açmış.Hz. Musa bunu görünce "sen ne yapıyorsun,şimdi bu insanlar nasıl gidecekler,bunu neden yaptın?"demiş.Hızır (as) ise "hani bana birşey sormayacaktın.Tamam buraya kadar artık seninle ayrılıyoruz."demiş.Hz Musa bunu duyunca "tamam bir daha ağzımı açmıyacağım." demiş.Tekrar yola koyulmuşlar.Yolda giderlerken Hızır (as) bir çocuğu öldürmüş.Musa (as) iyice hiddetlenmiş ve "sen ne yapıyorsun, o daha çok küçük, onu neden öldürdün." demiş.Hızır (as) yine "hani birşey sormayacaktın, artık bu kadar yeter,seninle yollarımız burada ayrılıyor." demiş.Hz. Musa tekrar özür dileyerek bir daha yapmayacağını söylemiş.Tekrar yola koyulmuşlar.Ve sonunda bir köye varmışlar.O köydeki kadınlardan su ve yiyecek birşey istemişler.Fakat kadınlar Hızır (as) ile hz.Musa'yı kovmuşlar.Buna rağmen Hızır (as) köyün tam çıkışındaki yıkılmak üzere olan bir duvarı onarmış.Hz. Musa bunu görünce tekrar bağırmaya başlamış.Ve Hızır (as) : -Tamam bu kadar yeter sana herşeyi anlatacam ve seninle ayrılacağız.Gemiyi delmemim sebebi ileride sağlam gemileri ele geçiren korsan gemisi vardı.Gemiyi deldim ki o korsanlar gemiyi sağlam diye ele geçirmesinler.Çocuğu öldürmemin sebebi o çocuk büyüyünce inkarcı,kafir bir çocuk olacaktı ve ailesine eziyetler edecekti.Bundan dolayı küçük yaşta öldürdüm ki büyüyünce böyle olmasın.Gelelim duvarı onarmama... O duvarın altında iki yetim çocuğa bırakılan miras var. Bu duvar zamanla yıkılacak ve artık o arsayı ekin ekmek için kullanacaklar.Bu yüzden onardımki çocuklar büyüyene kadar idare etsin, çocuklar büyüyünce mallarını alsınlar. |
| • 4 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Cumartesi, Hazirane 30 - KİMLER ALLAH YOLUNDADIR |

KİMLER ALLAH YOLUNDADIR?
Ka'b ibn-i Ucre radıyallâhü anh anlatıyor:
'Bir adam Nebiyy-i Muhterem sallallâhü aleyhi vesellem'e uğramıştı. Resûlüllah (s.a.v.)'ın ashâbı, bu adamın kuvvet ve kabiliyetini görünce,
' Yâ Resûlellah, bu adam Allah yolunda cihad etseydi ne güzel olurdu, dediler.
Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
' 'Bu adam, küçük çocuklarının geçimini temin etmek için çıktı ise, Allah yolundadır.
'Yaşlı anne ve babasına hizmet için evinden çıkmışsa, Allah yolundadır.
'Çalışıp nefsini dilencilikten korumak için çıkmışsa, Allah yolundadır.
'Âilesinin geçimini temin etmek için çıkmışsa, Allah yolundadır.
(Çalışıp kazandığının) çokluğuyla övünmek, (zenginliğiyle gururlanmak) için çıkmışsa, tâğutun (şeytanın) yolundadır.'
Hadîs-i şerîfin bir başka rivâyetinde, sahâbîlerin yukarıda zikri geçen temennileri üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz sözlerine, 'Allah yolunda olmak, sadece ölmekle mi olur sanıyorsunuz?' buyurarak başlamıştır |
| • 49 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Cumartesi, Hazirane 30 - MAĞARADAKİ YILAN |

MAĞARADAKİ YILAN
Hazret-i Muhammed Mustafâ 's.a.v' Allahü teâlânın emri ile Mekke-i mükerremeden hicret etmek dilediği zemân, - Benim ile bu yolda kim yol arkadaşı olur. Cânına ve başına kim kıyar, dediği zemân, herkesden önce hazret-i Ebû Bekr 'radıyallahü anh' ileri atılıp, - Anam ve babam, mal ve cânım, cümlesi yoluna fedâ olsun; yâ Resûlallah. Bu şerefli hizmete ben kulunu kabûl eyle diye ilticâ ve tazarru' edince, hazret-i Fahr-i Enbiyâ 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' kabûl buyurdu. Gece ile berâber, ay ve zuhâl yıldızı gibi yola çıkdılar. Sıddîk 'radıyallahü teâlâ anh' o Resûl-i Rabbil âlemîn hazretlerini sakınıp, kâh ardına, kâh önüne, kâh sağına ve kâh soluna geçer ve kâh, mubârek ayağı parmakları üzerine basardı. Düşmânlar izlemesin diye.
Bu esnâda Habîb-i Hudâ hazret-i Muhammed Mustafâ 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' buyurdular ki, - Yâ Ebâ Bekr, ne ızdırâb çekersin. Kendi nefsin için mi korkarsın. Cevâb buyurdular ki, - Hâşâ, sümme hâşâ ki, Ebû Bekr bu yolda kendi cânını sakınıp, kayırsın.Ve lâkin, yâ Resûlallah! Mubârek cesedinin bir kılına halel gelir diye, korkarım ki, benim gibi binlerce kimsenin başı düşse yeridir. Sen din serâyının mi'mârısın. Resûlullah 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem', - Üzülme, Allahü teâlâ bizimledir!' buyurdu. Mağaraya geldiler. Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' dedi ki, - Yâ Resûlallah! Bir mikdâr sabr edin. O mağaraya ben kulun gireyim. Yılan, akreb cinsinden nesne var ise, zararı Ebû Bekre olsun! Resûlullah 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' izin verdi. Mağara içine girince, ne kadar mahlûkat var ise, târûmâr olup, herbiri deliğine girdi. Hazret-i Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' sırtından mübârek gömleğini çıkarıp, parça-parça edip, parçalar ile, o deliklerin temâmını tıkadı. O deliklerden biri açık kaldı. Ona parça yetişmedi. O deliğe de, ayağının tabanını iyice tıkadı. O büyük sultâna, şimdi se'âdet ile, içeri buyurun diye hitâb eyledi. İki cihân serveri de, Besmele söyliyerek, mağara içine girdi. Sabâha kadar orada kaldılar. Sabâh oldu. Hazret-i Ebû Bekrin 'radıyallahü teâlâ anh' gömleğini arkasında göremeyince, sebebini sordular. Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk 'radıyallahü teâlâ anh', - Yâ Resûlallah! Yolunda, gömleğimi yırtıp, akrep ve yılan deliklerini tıkayıp, şerlerini def' eyledim; dedikde, Resûl-i ekrem 'sallallahü aleyhi ve sellem', - Allahım! Ebû Bekri, kıyâmet günü, benim derecemde, benimle berâber bulundur!, buyurdu. Bu esnâda Fahr-i âlem 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem', hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîkın 'radıyallahü anh' mubârek yüzlerinde değişiklik görüp, süâl etdikde, meydâna gelen hâdiseyi anlatdı. - Mağarada olan delikleri birbir tıkayıp, lâkin, cübbe parçası bir deliğe yetmedi. O delik de açık kalmasın diye tabanımı dayamışdım. Bir yılan, birkaç def'a tabanımı sokdu. Ayağımı delikden çekmeğe korkdum ki, o yılan delikden dışarı çıkıp, zât-ı şerîfine bir elem verip, ızdırâb eder, diye cevâb verdi. Resûlullah 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' - Onunla benim aramı aç, bırak çıksın buyurdu. O an Ebû Bekr-i Sıddîk 'radıyallahü anh' mubârek ayağını delikden çekdi. İçeriden görünüşü hüzn ve gam veren zehirli bir yılan çıkdı. Fahr-i âlem 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem': - Ey utanmaz yılan! Benim mağara arkadaşımı ve esrârıma vâkıf olanı, Allahü teâlâdan korkup, benden hayâ etmedin mi, ayağını sokarak eziyyet etdin, diyerek hitâb edip, azarlayınca, Yılan cevâba kâdir olup, dedi ki, - Yâ Habîbi rahmân! Ey insanların ve cinnin Peygamberi! Senin âşıkın sâdece insanlar değildir. Belki hayvân zümresinden kuşlar, yılanlar, karıncalar, cemâline âşıkdır. Hattâ ben kulun, birçok yaşlı, gözü nemli, kendi cinsimiz olan büyüklerimizden yüksek vasflarınızı dinleyip, ışık saçan yüzünüzü görmeğe müştak ve hayrân ve kendinden geçmiş, şaşkın şeklde ağlıyarak, mâl ve mülkünü terk edip, âşık divânen olmuşdum. Bu mağarayı şereflendireceğini öğrenmişdim. Onun için nice zemândan berî, bu sıkıntılı mağarada gece-gündüz demeyip, yolunuzu bekliyordum. Böylece, sizin buraya teşrîfiniz ile, ayrılık acısına ve içimdeki derde merhem edeyim. Çünki, en mes'ûd bir zemânda, bu karanlık mağarada, arkadaşın [mağaraya girince], sabâh güneşi gibi zâhir olup, devlet güneşim doğdu. Ammâ ne var ki, arkadaşın yine perde oldu. Bu sebeble, korku ve hayâ ben kulundan kalkıp, zarûrî olarak, bu küstahlık benden vâkı' oldu; diye özr dileyince, Seyyid-üs-sekaleyn, dünyâ ve âhıretde bulunanların şefâ'atcisi, yılanın küstâhâne özrünü kabûl etdi. Hazret-i Ebû Bekrin yarasına, mübârek ağızlarının suyundan sürdü. O ânda acısı şifâ buldu. |
| • 4 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Cumartesi, Hazirane 30 - HİKAYE |


Bir insanı tanımanın yolları nelerdir?
'Bir adam Hz. Ömer (r.a.)'in yanında bir hususta şâhitlikte bulunmuştu. Ömer ibnü'l-Hattâb hazretleri ona,
' Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir, dedi.
Orada bulunanlardan birisi,
' Ben onu tanıyorum, deyince Hz. ömer,
' Nasıl bilirsin? diye sordu. O da,
' Emin ve âdil bir adam olarak tanıyorum, cevabını verdi.
Hz. Ömer (r.a.) tekrar sordu:
' Gecesini gündüzünü bildiğin, yakın bir komşun mudur?
' Hayır, diye cevap verdi adam.
Hz. Ömer (r.a.) sormaya devam etti:
' İnsanın takvâsını ortaya koyan, muâmelesidir. Bu adam, alış'veriş yaptığın bir kimse midir?
Adam tekrar,
' Hayır, dedi.
Hz. Ömer (r.a.) bu defa;
' Bununla, insanın ahlâkının güzel veya çirkin olduğunu anlamaya imkân veren bir yolculuk yaptın mı? diye sordu.
Adam bu soruya da,
' Hayır, cevabını verince, Hz. Ömer (r.a.),
' Sen onu tanımıyorsun, dedi ve sonra da adama dönerek,
' Git, seni tanıyan birini getir, buyurdu.'
Demek ki bir insanı iyi tanıyabilmek, doğruluk ve dürüstlüğünden emin olabilmek için; onunla, ya yakın komşuluk yapacaksın veya alış-verişte bulunacaksın yahut da beraber yolculuk edeceksin... Aksi takdirde, yani bu ölçülerden hiçbirisi ile tartmadığın bir kişi hakkında, müsbet veya menfî yönde şahâdette bulunmayacaksın. Zira bu demektir ki, sen onu tanımıyorsun.
 |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
nesrin768
Kategoriler
Arkadaşlarım
zelis edizdar mehmetyagiz AYŞEN YILDIZ evimdekiler munevver dostcadi kartopum sacita yildizim ahsennur sessizofke01 goznuru cicibisiiy neen Özkan Özdemir blogdoktoru nesrin32 blogekle sumeyye2 asuu meldamar rengin23 hobibloglari oezlem yapabildiklerimbunlar aylin2 nazar nazarlik realmelek aleynammca defterim sakarya392 selus iremnur aysenhome cisil2006 woelfin Barış merihle pastel yildizim4 mamila susam selsun yildizcaa goznuruboyama gazeellem nisan24 peruze beyzaca aslanbaysevinc archobi nisan24f lalesel vilocan2006 filizatalay neseli59 1tanemiray nazengul nurbeyaz meryem ÇİÇEK acum54 orneklerim hulyaa hulos zafer815 yaspek perisel muratkurt salon meryemce25 oktaykartal elisisanati turkuaz70 zercann eylul6 buket038in farukalan
|